Teknolojinin, özellikle internet ve sosyal medyanın gelişmesi Kişisel verilerin güvenliği ve korunması hususunda yeni düzenlemeler yapılması gerekliliğini de beraberinde getirmiş, bu doğrultuda 2016 yılında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile birçok sektöre ilişkin kapsamlı düzenlemeler yapılmış ve temel hak ve hürriyetler doğrultusunda kişilerin her türlü kişisel verisi kanunen koruma altına alınmıştır.
Bu doğrultuda; uyulması gereken genel ilkeler, kişisel veri işleme şartları, veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü ve veri sahibinin hakları gibi birçok esasa ilişkin düzenlemeler kanun sistematiğinde mevcuttur. Peki ya “kişisel verilerin işlenmesi” nedir ve nasıl gerçekleşmektedir?
“Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem” KVKK madde 3 tanımında “kişisel verilerin işlenmesi” olarak ifade edilmiştir.
Yine, Kişisel veri kavramını “Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlayan kanun, bu verilerin işlenmesini de ancak kanunda öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde ve ancak belli ilkelere uyulması halinde mümkün kılmıştır. Bu ilkeler KVKK madde 4 hükmünde şu şekilde sayılmıştır;
1-hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma,
2-doğru ve gerektiğinde güncel olma,
3- Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme,
4- İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma,
5- İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme
6098 sayılı Kanun yanı sıra, Anayasa’nın 20. Maddesi 3. Fıkrası ile de koruma altına alınan kişisel verilerin korunması hakkının gerçek kişiler, şirketler ve devletler nezdinde ne derece mühim ve hayati olduğu ortadadır. Hal böyle iken, gerçek kişiler nezdinde kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak işlenmesi durumunda olduğu kadar özellikle hukuka aykırı ve ihlal yaratacak şekilde veri işlenmemesi hususunda konunun uzmanı bir avukat yardımı ile sürecin yönetimi şirketler açısından da büyük önem arz etmektedir. Zira, asıl yük veri sorumlusu yani veri işleyene yüklenmiş olup veri sorumlusunun herhangi bir hak ihlaline mahal vermemek adına mevzuat ile uyum sağlaması, yani öncelikli olarak uzman bir kadro aracılığıyla kendi bünyesinde bir denetim mekanizması oluşturması yerinde olacaktır. Aksi durumda Kişisel Verilerin Korunması Kurumu tarafından herhangi bir ihlalin tespiti, ihlali gerçekleştiren şirketler açısından hem maddi ve hem de manevi olarak büyük hasar yaratacak nitelikte yaptırımlara neden olabilecektir.